Emek ve kadın ! Zaten bir bütün değil midir? Her coğrafyada , tarihin her aşamasında.
Ataerkil düzenin şartıdır aslında; kadın çalışır, emek verir, üretir. Ama altı üstü üretmiştir. İster çocuk yetiştirsin, ister yemek yapsın, ister hastalığa çare olsun, isterse de bilimin yönünü değiştiren bir mucit olsun. Sonuçta bir kadın, erkek değil ne de olsa.
Sokakta evcilik oynarken başlayan ve çileli hayata gözlerini kapayıncaya dek devam eden bir emektir kadınınkisi. Çamurdan pasta yapar, küçük kardeşine bakar, ortalığın tozunu alır derken bir bakmış genç kız oluvermiş. Tarlada her işe koşar, her çeşit yemeği yapar, erkek kardeşi sevmez dersi , o ise sımsıkı sarılır hayallerine.
Kocaman bir kadın olduğunda ise fabrikadaki en ağır işi yapsa da, holdingin tüm yükünü sırtlansa da kendinden daha az emek harcayan bir erkeğin gerisinde kalır. Protokolde hep takım elbiseli , kravatlı meslektaşları yer alır. Halbuki o kravatlıyı da zirveye çıkaran ya annesidir ya karısı.
Yine bir Sekiz Mart ve Dünya Emekçi Kadınlar Günü. 1908’de ağır koşullarda çalıştırılan ve erkeklere kıyasla çok daha düşük maaş alan kadınların isyanıdır 8 Mart. Binlerce kadının Newyork’taki eşitlik arayışında katledildikleri gündür. Birleşmiş Milletler ise 1975’te farkına varıp dünya emekçi kadınlar günü demiştir adına. Emekçi kadın ;sabah evden çıkıp akşama kadar çalışan kadın mıdır sadece? Evde, tarlada her işi yapan, düzeni kuran ve devam ettiren kadınlar peki? Yaşı, rengi, kıyafeti, ekonomik durumu her ne olursa olsun her bir kadın emekçidir.
Kurtuluş savaşında orduya çorap ören, sırtında mermi taşıyan, tüfeği alıp ,yemenisini sımsıkı bağlayıp kendini düşmana siper eden kadındır emekçi. Afganistan’da zülme karşı dimdik duran kadın, Filistin’de kocasını Cuma namazındaki saldırıda kaybedip çocuklarına hem anne hem baba olan kadın, Ukrayna’da bana da silah verin ben de savaşacağım diyen kadındır emekçi.
Kadının emeği tartışma götürmez bir gerçek olarak hayatın her anında iken, hızla değişen, her yeniliğe hızla adapte olan dünyalı, bir türlü alışamadı kadın ile erkeğin hiçbir statü farkı olmadığı gerçeğine. Seksen yaşındaki Ali Amca telefonunda oyun oynayabiliyor ancak Fatma Teyzenin bir birey olduğu, kendisine tahsis edilmiş bir meta olmadığı gerçeğini bir türlü hazmedemiyor. Torunu Ahmet ise annesine, kardeşine, arkadaşına, yoldaki teyzeye, dedesinden farklı bakıyor, bambaşka bir sahne görüyor. Kadın bir insan , erkek de bir insan. Her ikisi de insansa birinin diğerinden bir fazlası yada eksiği var mı? Ne demiş Hacı Bektaş-ı Veli; ERKEK DİŞİ SORULMAZ MUHABBET DİLİNDE. HAKKIN YARATTIĞI HER ŞEY YERLİ YERİNDE. BİZİM NAZARIMIZDA KADIN ERKEK FARKI YOK. NOKSANLIKLA EKSİKLİK SENİN GÖRÜŞÜNDE.
Erkeğin kadına karşı üstünlük savaşı vermesinin hiçbir anlamı ve değeri olmadığının farkına varacak tüm insanlık. Ancak dönüşümler kolay olmuyor. Zahmet ve zaman şart. Biz kadınlar fikir dönüşümü için emek vermeye hazırız. Mücadelemizde kararlıyız. Biliyoruz ki MÜCADELE KAZANDIRIR!!!
Av. Tuğba LALE
Manisa Barosu Kadın ve Çocuk Hakları Komisyon Üyesi
Ak Parti Akhisar İlçe Teşkilatı Yönetim Kurulu Üyesi
Facebook Yorum
Yorum Yazın